Cs6X. Q Klavye Q klavye olarak bilinen tuş dizilimi aslında daktilonun icat edildiği günden beri değişmemiştir. Neden bu şekilde dizildiği konusunda çeşitli söylentiler de mevcuttur elbette. Bu söylentilerin içerisinde en yaygın olan hikayesi ise; Yazı makinesinin mucidi olan Christopher Latham Sholes, 1867’de cihazın patentini almış ve ilk çalışan örnekleri ortaya koyduğu sırada cihazın tasarımının neden olduğu mekanik bir sorunla karşılaşmıştır. İcat ettiği bu makinenin harfleri kâğıda basmak üzere kullandığı mekanik harf kolları, kapalı bir kutunun içinde yer almaktadır. İki kol birden kâğıda doğru havalandığında kağıdın içerde sıkışmasına neden olmaktadır. Christopher bu sorunun çözümü için, yazarın yazım hızını yavaşlatmak üzere harflerin yerlerini olabildiğince karıştırarak en çok kullanılan harfleri elin en zor ulaşabileceği yerlere yerleştirmeyi uygun görmüş ve Q klavye adını verdiğimiz harf dizilimi ortaya çıkartmıştır. Aslında bir nevi daktilonun hızlı yazmaya karşılık fazla bozulmasından dolayı, yavaş yazmaya zorlama amacıyla ortaya çıkmıştır diyebiliriz. Özellikle en çok kullanılan harflerin yeri klavyede en ücra köşelere dağıtılmıştır. Bu şekilde yaygın olarak sağ elini kullanan insanların zayıf ellerini kullanmak zorunda bırakılmış, bu harfler de itinayla sol tarafa doğru Q klavye İngilizce de dahil neredeyse hiçbir dil için faydalı değildir. Her dile ayrı olarak klavye üretilmesine karşılık yaygın olarak kullanılanı Q Klavye Türkçeye en uygun olan, Türkçe için geliştirilmiştir bir klavye çeşididir. Okunuş olarak Ef’ diye tabir etsek de aslında doğru okunuşu Fe’ Klavyedir. Q klavyenin aksine F klavye daktilolarda kolay, hızlı ve hatasız yazmak amacıyla, Türkçede çok sık kullanılan seslerin karşılığı olan harfler F klavyede kolay ulaşılabilecek yerde, harflerin kullanılma oranları, hece ve söz yapısı, parmakların kullanılabilir kuvvetleri ve işlevsellikleri göz önünde bulundurularak üretilmiştir. Bu bakımdan F klavye Q klavyeden daha üstündür diyebiliriz. Türkiye’deki tüm daktilo makinelerinin Milli Klavye’ye dönüştürülmesi, 1963 yılında Gümrükler Kanunu’na eklenmesi ve 1974 yılında Türk Standartları Enstitüsü tarafından Zorunlu Standart olarak onanmasıyla kesinleştiğini söyleyebiliriz. F klavyenin mucidi ve bu standardın gerçekleşmesini sağlayan kişi ise İhsan Sıtkı Yener’ olarak Türkçe söz ölçü alınmıştır. Bu değerlendirme sonucunda çok kullanılan birkaç harflerden a harfi e harfi k harfi i harfi kez, m harfi l harfi t harfi r harfi kez geçmekteydi. Q klavyede ise en çok kullanılan kelimeler, en uç noktalara Klavyedeki harflerin parmaklara ve ellere dağılımı ve harflerin kullanım yüzdeleri ise;Yazar Ali MAZILIGÜNEY
08/08/2022 2 dk. Yazıyı Beğenin & Paylaşın Sidamara Lahdi Antik Dünyanın En Ağır Lahdi Karaman’ın Ayrancı ilçesine bağlı Ambar Köyü’ndeki Sidamara Antik kentinde bulunan Sidamara Lahdi’nin antik dünyanın en ağır lahdi olduğu biliniyor. 32 tonluk bir ağırlığa sahip olduğu bilinen lahdin keşfi ile ilgili yaygın olarak iki farklı anlatım yer alıyor. Bunlardan ilkine göre Sidamara Lahdi, 1882 yılında İngiliz Askeri Boşkonsolos Charles William Wilson tarafından gerçekleştirilen bir seyahat sırasında keşfedilir. Fakat taşınamayacak büyüklükteki lahdin, üzerinde yer alan çocuk figürünün başı Wilson tarafından Londra’ya kaçırılmak üzere sökülüp, üzeri yeniden toprakla kapatılır. Bu tarihten yaklaşık 16 yıl sonra 1898’de bu kez bir köylü İbrahim Gündoğdu tarafından bulunan lahit günümüzde İstanbul Arkeoloji Müzeleri olarak bilinen Müze-i Hümayun’a bildirilir. Yaygın olan bir diğer anlatıma göre ise Sidamara Lahdi, 1875 yılında İbrahim Gündoğdu tarafından evinin bahçesinde buğday çukuru kazılırken bulunur. Bu durum daha sonra İstanbul’a bildirilir ve yapılan yazışmalardan sonra eserin İstanbul’a gönderilmesi talep edilir. Fakat eserin İstanbul’a getirilmesi çok sonra gerçekleşir. Sidamara Lahdi İstanbul’a getirilmeden önce 1879 yılında Charles William Wilson tarafından kazılarak lahdin üzerinde bulunan çocuk figürünün başı sökülüp 1883 yılında Londra’ya kaçırılır. Her iki anlatıma göre de Sidamara Lahdi, Müze-i Hümayun müdürü Osman Hamdi Bey tarafından bölgede yapılan incelemeler sonucu 1901 yılında Müze-i Hümayun’a getirilir. Charles Wilson tarafından Londra’ya kaçırılan parça ise daha sonra 1932 yılında kızı Marion Olivia Wilson tarafından Londra’da bulunan Victoria & Albert Müzesi’ne bağışlanır. Eros Başı’ olarak anılan bu eksik parçanın 1934 gelindiğinde ise Türkiye’ye iadesi istenir. Her ne kadar bu talebe sıcak bakılsa da Eros Başı’nın Türkiye’ye iadesi gerçekleşmez. Eksik parçanın yerine ise bir kopyası yerleştirilir. Günümüze kadar bu şekilde sergilenmeye devam eden eser yakın tarihte İstanbul Arkeoloji Müzesi ile Victoria & Albert Müzesi arasında imzalanan işbirliği protokolü neticesinde artık orijinal Eros Başı’ ile sergileniyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın girişimleri sonucu 2022’de Türkiye’ye getirilen orijinal Eros Başı’ yaklaşık 140 yıl sonra ait olduğu yere yerleştirildi. Bugün İstanbul Arkeoloji Müzeleri içerisinde yer alan ve mimar Alexandre Vallaury’nin imzasını taşıyan Arkeoloji Müzesi içerisinde görülebilir. Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkilileri başta olmak üzere sürece katkı sunan tüm ilgilileri bu eşsiz eserin eksik olan parçasını ülkemize kazandırdıkları için canı gönülden tebrik ederim. Kapak Fotoğrafı Muharrem Gürbüz İlginizi çekebilir Muharrem Gürbüz’den Yılanlı Sütun Arter - OyunBu 17 Şub - 9 Nis Arter Beykoz Kundura - Bir Yaz Gecesi Festivali 29 Tem - 14 Ağu Beykoz Kundura İKSV - Nick Cave & The Bad Seeds 21 Ağu 1900 Parkorman theMagger Newsletter E-Bülten'e Üye Olun! popüler yazılar, theMagger News'tan filtremizden geçen haberler ve theMagger Ajanda'dan sizin için seçtiğimiz etkinlikler e-postanıza geliyor! theMagger Newsletter'a üye olarak Pazartesi ve Cuma günleri ruhunuzu besleyen theMagger önerileriyle buluşun. theMagger Newsletter'a üye olarak Pazartesi ve Cuma günleri ruhunuzu besleyen theMagger önerileriyle buluşun. E-bültene üye olduğunuzda theMagger'dan e-posta almayı, kullanıcı sözleşmesini, kullanıcı ve çerez aydınlatma metnini kabul etmiş olursunuz. YAZI GÜNCELLENSİN YAZIYI ŞİKAYET ET
Peki bu karar nasıl verildi, Cumhurbaşkanı Erdoğan ne dedi, soruşturmalar nasıl yürütülüyor ve ne aşamada? Madde madde anlatayımERDOĞAN İPTAL’ DEDİ - Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Devlet Denetleme Kurulu DDK raporunun titizlikle ve hızla tamamlanması talimatı Çarşamba akşamı, son durum DDK ve YÖK Başkanları tarafından Cumhurbaşkanı’na anlatıldı, “Tereddüt olmamalı, soru işareti kalmamalı” denildi. Cumhurbaşkanı da bu durumun önemine dikkat çekerek “iptal” kararı NASIL ÇALIŞIYOR- DDK müfettişlerinden oluşan uzmanlar heyeti gece-gündüz çalışıyor. Müfettişlerin bir kısmı çalışmalarını ÖSYM’nin içinde 120 sorunun tamamı tek tek taranıyor. Her sorunun ilk kaynağına ulaşılmaya Sorular oluşturulurken, hocalar bir odaya kapanıyor, bazı denetimlerden geçiliyor, havuza konuluyor. İşte bu aşamalar şimdi tek tek inceleniyor. İlgili isimler müfettişlerce Çalıntı mı, sızıntı mı, bu işin herhangi bir yerinde cemaatler ya da terör örgütü var mı? Bu soruların yanıtları soruşturmanın sonunda belli FETÖ UZMANI ANKARA MALİ ŞUBE’DE- KPSS soruşturması, FETÖ’nün tüm merkezi sınavlarda soru çaldığı yıllardaki soruşturmaları yürüten bu konuda son derece tecrübeli Ankara Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şubesi tarafından Bazı soruların Yediiklim Yayınevi’nin deneme testlerindeki sorularla aynı olduğu iddiasının ardından sözkonusu yayınevinin dershanesi ve yayınevindeki tüm dijital materyallere, soru kitapçıkları, deneme kitapçıkları ve testlere el konuldu. Tüm materyaller şimdi didik didik Hem Ankara’da hem de diğer 7 ilde bulunan imtiyaz sahibi farklı aynı isimdeki dershaneye gidenlerin kimlikleri tespit edildi. Tüm bu illerde sınava girenlerin cevap örüntüleri çıkarılacak. Benzer sorularda üstün bir başarı, olağandışı yüksek puan var mı Bilirkişilerden oluşturulacak olan heyetin önüne emniyetin bulguları konulacak. İstatistikçilerden, uzman profesörlerden oluşan bilirkişiler mukayese TARAMASI YAPILIYOR- Bir yandan da FETÖ taraması yapılıyor. Hem yayınevi hem de ÖSYM çalışanlarının ve birinci derece yakınlarının FETÖ terör örgütüyle bağlantısı olup olmadığı tek tek kriterlere göre SUÇLAR VE DEEP İNTERNET İDDİASI- Siber suçlar şubesi de devrede. Bir yandan elde edilen materyallerin taramasını yapan siber şube, aynı zamanda sosyal medya taramasını da Bu tarama özellikle FETÖ’cü hesaplar üzerinden götürülüyor. FETÖ’cülerin “Bakın 2022’de biz yokken de sorular çalınıyor” propagandasının üzerinde de hassasiyetle Deep internet olarak bilinen “Karanlık internette sorular satıldı” iddiası da Ankara Emniyeti’nin gündeminde. Sosyal medyada konuyu gündeme getirenler tespit DEVREDE- Ankara Emniyeti’nin talebi ile MASAK da devreye girdi. “Yayınevi çalışanlarından herhangi birinin ÖSYM çalışanlarından biriyle arasında para trafiği yaşanmış mı?” sorusunun yanıtına bakılıyor. Bu araştırmaya çalışanların yakın akrabaları da dahil Hatta bu incelemeye soruların zümre hocaları ve denetim ekibi İHTİMALLER ÜZERİNDE DURULUYOR- FETÖ’nün temizlenmesinin ardından soruların bilgisayar üzerinden çalınmasının çok zor olduğu Ancak bir para trafiği karşılığında sızma yaşanma ihtimali göz ardı edilmiyor. Hatta bu para trafiğinde FETÖ’nün devrede olup olmadığı da Diğer bir ihtimal ise sosyal medya hesaplarındaki mesajlardan da yola çıkarak FETÖ’nün bu durumu bilerek organize ettiği yönünde. Hem “Sadece bizim dönemimizde olmadı” demek için hem de “hükümeti zor durumda bırakmak” amacıyla...SORULAR NASIL HAZIRLANIYOR- Önce yaklaşık milyon civarında sorudan havuz Bu havuzdan zümre temsilcileri 600 soru Ancak bu işlem kozmik bir bilgisayardan yapılıyor. İnterneti bile olmayan, özel güvenlikli bir Bilgisayarın bulunduğu alana girmek için de retina taraması gibi bir dizi güvenlik önleminden geçmek CİHAZI DEVREDE- Çekilen sorular TÜBİTAK tarafından geliştirilen sır cihazına Buradan ise Meteksan’a geçiyor. Zümre heyeti burada sorular basılana kadar kapalı kalıyor. 600’lük havuzdan 120 soru GÜVENLİ, PEKİ SIZMA NEREDEN- FETÖ’nün paralel yapı olarak devlete sızdığı tarihlerde 600 soruyu 120’ye indirmek için Sır Makinesi’ne atılırken bir bilgisayar kullanılıyordu. FETÖ o bilgisayara Özel bir programla 600 soru aynı zamanda FETÖ’cülerin içerdeki bilgisayarına da eşzamanlı gidiyordu. Dışarıya CD ile Bu durum çoktan Bu yüzden şu an için emniyet, kişiler arası ilişki ve para trafiğine ağırlık verdi. Ancak bunda terör örgütünün parmağı olup olmadığı da Erdoğan’ın talimatı ile “Kimsenin aklında bir soru işareti kalmasın” diye sınav iptal edildi. Ancak talimatın diğer bir boyutu olayın tüm yönleriyle incelenmesi. Şimdi Ankara Emniyeti ve savcılık deyim yerindeyse didik didik inceleme yapıyor. Yapılacak analiz çalışmalarının ardından bilirkişiler tarafından bir rapor düzenlenecek. Şüpheli bir durum tespit edilirse olağandışılık raporu hazırlanacak. Bu rapor sonucunda adli tahkikat devam ederek derinleşecek, muhtemelen de bir operasyona yol açacaktır.
Antik tarihe ve ilk yazının oluşumuna ilişkin bildiklerimiz kökünden itibaren değişmek üzere. Uzmanlar antik Avrupa medeniyetlerine ait tabletlerdeki yazının en eski yazısı olduğunu savunuyorlar. Bu zamana kadar bilinen en eski yazıtlar, 3500’lü yıllarda yazıldığı tahin edilen Sümer yazıtlarıydı. Bilim insanları eski Tartaria yazıtlarının Sümerler’inkinden 2000 yıl daha yaşlı olduğunu keşfettiler. Tartaria tabletleri ile ilgili iddialarına yaptıkları çalışmaları kanıt olarak sunuyorlar. Yaklaşık 7500 yıllık yazıtlar ise aşağıdaki gibi görünüyor Tartaria Tabletleri, 1961'de Romanya'nın Tartaria kentindeki Neolitik çağdan kalan bir yerleşimden çıkan üç eserden ibaret. Keşiflerinden bu yana, üç gizemli tablet arkeologlar ve tarihçiler arasında tartışmalar yaratmaya devam ediyordu. Birçok yazar ve akademisyene göre bu esrarengiz tabletler, gezegendeki en eski yazının kanıtını oluşturuyor. İlk yazı iddiasına yönelik ispatlar büyüleyici olmanın ötesinde. Çünkü ana akım bilim insanlarının öne sürdükleri gibi antik Sümerler, yıllarında ortaya çıkmış olan en eski yazı tarzını -aşağıdaki resimde bir örneğini görüyorsunuz- icat eden ilk insanlar olmayabilirler. Tartaria tabletlerinin eski Sümerli bir kitaptan 2000 yıl öncesine dayanan bir yazı sisteminin kanıtı olduğunu savunan araştırmacıların sayısı günden güne artıyor. Antik Avrupa terimine pek alışmayan kulaklarımız, belki de gelişmiş medeniyetlerin sadece Mezopotamya bölgesinde değil, tüm dünyada bulunabileceği gerçeğini düşünmemizi engelliyor olabilir. Peki ya içerikleri ve ait olduğu uygarlık? Tabletler 1961 yılında arkeolog Nicolae Vlassa tarafından keşfedildi. İçeriğinin son derece tartışmalı fakat bir o kadar da anlamlı olduğu söyleniyor. Vlassa tabletlerdeki yazıtların piktogram olduğunu belirtiyor, ayrıca karbon testleri gibi tarihlendirme yöntemlerinin tabletlerin hangi zamana ait olduğunu aşınmalardan ötürü net belirleyemediği yönünde de söylentiler var. Neolitik Vinça kültürünün sembollerini taşıyan yazıtlar, Güneydoğu Avrupa'nın bir bölgesinde egemen olan Vinçalara ait. Tüm bu bölge günümüzde Sırbistan, Romanya, Bulgaristan, Bosna, Karadağ, Makedonya ve Yunanistan'ın bir bölümünü kapsıyor. Bu bölgelerde yapılan arkeolojik kazılarda benzer yazıtlara sahip yaklaşık bin parça bulunması, bildiklerimizi derinden sarsacağa benziyor. Varlığı bilinen gelişmiş Tuna medeniyetleri arkasında çok az iz bıraktı ve Avrupa’nın antik tarihi açısından oldukça önemli gizemleri de beraberinde götürdü. Tabletlerin aslında en erken yazı biçiminin kanıtı olduğuna inananlar, değerlendirmelerini üç ana sonuca dayandırıyor Antik Tuna uygarlıklarına ait Balkanlarda bulunan eserlerin üzerinde benzer işaretlerin kullandığı mutlak. Standardı oturmuş yazı dili olduğu da bir gerçek. Bu antik yazı biçiminin karakterleri diğer antik alfabelere kıyasla yüksek derecede standartlaşmayla ve yaygın olarak kullanılmış. Karakterlerin her biri tarafından iletilen bilgi, net bir anlam taşıyan terimler ve yazıtlar, yatay veya dikey olarak sıralar halinde dizilmiş ve düzenli olarak işlenmiş. Bakalım zamanla bölgede yapılan araştırmalar bu temeli sağlam iddialara destek olacak sonuçlar verip bildiğimiz tarihi kökünden değiştirecek mi? Kaynak
Bilgisayar dünyasının en önemli 20 yazılımcısını bu yazımızda derledik. Bilgisayar yazılımları sürekli gelişiyor. Bilgisayar programlama dünyasının günümüzdeki halini almasında büyük payı olan 20 yazılımcıyı ve kısaca yaptıklarını bu yazımızda bulacaksınız. Alan Turing Alan Turing, İngiliz matematikçi, kriptolog ve bilgisayar bilimcisidir. Yaptığı çalışmalarla bilgisayar biliminin kurucusu kabul olarak kabul edilir. Turing makinesi adı verilen ve algoritmaları hesaplama yeteneğine sahip makineyi icat etmiştir. 2. Dünya Savaşı sırasında Alman şifrelerinin çözülmesinde bu makine oldukça önemli bir rol oynamıştı. Modern bilgisayarların temel prensipleri de bunun üzerine gelişmiştir. Tim Berners-Lee Tim Berners-Lee, 1989’da HTML dilini geliştirmiş ve World Wide Web WWW olarak bildiğimiz internet dünyasını kurmuştur. İlk internet tarayıcıyı da geliştiren Berners-Lee, ağ standartlarını berirleyen W3C World Wide Web Consortium kurumunun yöneticisi konumundadır. Şu anda hem Oxford Üniversitesi, hem de Massachusetts Institute of Technology MIT bünyesinde hocalık yapmaktadır. Grace Hopper Grace Hopper, bir bilgisayar bilimci ve ABD donanmasında amiraldi. Programlama dilleri için ilk derleyiciyi geliştirdi. COBOL programlama dilinin geliştiricilerindendi ve “debugging” adını verdiğimiz, hataların ayıklanması kavramının yaygınlaşmasını sağladı. Dennis Ritchie Dennis Ritchie, “C” programlama dilinin yaratıcısı olan bilgisayar bilimciydi. Ken Thompson ile birlikte Unix işletim sistemini de ortaya çıkardılar. “C” programlama dili birçok yeni programlama dilinin de temelini oluşturdu. Açık kaynak yazılımlar ve sistem programlama da bu dil sayesinde gelişti. Linus Torvalds Linus Torvald, Linux kernelini oluşturup Linux işletim sisteminin doğmasını sağlayan yazılım mühendisidir. Linux Dosya Sistemlerini Anlamak Ext4 Ve Ötesi yazısında Linus Torvalds’ın yaptıklarından bahsetme imkanı bulmuştuk. Bjarne Stroustrup Bjarne Stroustrup, C++ programlama dilini geliştiren bilgisayar bilimci ve araştırmacıdır. C++ programlama dili için bir de kitap yazmıştır. Bu kitabı 19’dan fazla dile çevrilmiştir. Toplamda 7 kitabı ve yüzlerce makalesi bulunmaktadır. Ken Thompson Ken Thompson, ünlü bir bilgisayar bilimcidir. Unix işletim sistemini yukarıda bahsettiğimiz Dennis Ritchie ile birlikte ortaya çıkardı. B programlama dilini geliştirdi. Plan 9 işletim sisteminin de ilk geliştiricilerindendi. Halen Google’da çalışıyor ve Go programlama dilinin de yaratıcılarından biridir. Brian Kernighan Brian Kernighan, Ken Thompson ve Dennis Ritchie ile birlikte çalışarak Unix işletim sisteminin oluşturulmasına katkıda bulundu. AWK ve AMPL programlama dillerinin geliştirilmesinde de önemli rol oynadı. Dennis Ritchie ile birlikte ilk C programlama kitabının oluşturulmasına da iş birliği yaptı. Bill Gates Bill Gates, Microsoft şirketinin kurucusu ve dünyaca ünlü bir iş adamı, yatırımcı ve yazardır. Microsoft şirketinde baş yazılım mühendisi, CEO, yönetim kurulu başkanı olarak görevler aldı. 2008 yılında görevden ayrıldı ve eşiyle birlikte kurduğu Bill ve Melinda Gates vakfı ile ilgilenmeye başladı. John Backus John Backus, ileri sev,ye programlama dillerinden biri olan FORTRAN’ı ortaya çıkan ekibi yöneten bilgisayar bilimcidir. Backus-Naur formu adı verilen ve programlama dillerinin yazım kurallarını belirleyen kurallar bütününü ortaya koymuştur. Niklaus Wirth Niklaus Wirth, Pascal da dahil birçok programlama dilini geliştirmiştir. Hatta geliştirdiği devrimsel programlama dilleriyle 1984 yılında Turing Ödülü’nü almıştır. Yazılım mühendisliği konusundaki birçok konuya da öncülük etmiştir. Anders Hejlsberg Anders Hejlsberg, başarılı birçok programlama diline katkıda bulunmuş bir yazılım mühendisidir. Turbo Pascal yazılım geliştirme sisteminin ana geliştiricisidir. Şu anda Microsoft bünyesinde çalışmaktadır. James Arthur Gosling James Gosling, Java programlama dilinin babası olarak bilinen bilgisayar bilimcidir. NeWS ve Gosling Emacs yazılım sistemlerinin oluşturmasına da katkıda bulunmuştur. Bu yazılım sistemleri Gosling’in sonraki başarısına önemli bir temel oluşturmuştur. Guido van Rossum Guido van Rossum, Python programlama dilini ortaya çıkarmıştır. Halen Python dilinin geliştirmesine katkıda bulunmaktadır ve bu dille ilgili kararları vermektedir. Google’da çalıştıktan sonra Dropbox’a geçmiştir. Donald Ervin Knuth Donald Knuth, “The Art of Computer Programming” serisinin yazarı bilgisayar bilimcisi ve matematikçidir. Teorik bilgisayar biliminin birçok alanına katkıda bulunan Knuth, yazı karakterlerini dizip düzenleyen bilgisayar sistemi Tex’i ve fontları tanımlama dili olan METAFONT’u ortaya çıkaran isimdir. John Carmack John Carmack, Id Software şirketinin eş kurucusu ve bir oyun programcısıdır. Carmack geçmişte Doom, Commander Keen gibi popüler Id video oyunlarının ana programcısıydı. 3D grafik tasarımlarında geliştirdiği Carmack Reverse algoritması ile ünlenmiştir. Oculus VR projesinin de teknoloji yöneticisidir. Larry Page Larry Page bir bilgisayar bilimci ve girişimcidir. Google’ın eş kurucularındandır. Page, Google’ın üst şirketi olan Alphabet Inc.’nin CEO’su konumundadır. PageRank adı verilen Google’ın arama sıralama algoritmasını oluşturmuştur. Ada Lovelace Ada Lovelace, ilk bilinen bilgisayar programcısıdır. Charles Babbage’ın mekanik genel amaçlı bilgisayarı olan Analitik Makine üzerinde çalışmalar yürütmüştür. Makine hakkındaki çalışmaları, bir bilgisayar tarafından işlenmek üzere yazılan ilk algoritmayı içerir. Richard Stallman Richard Stallman, ücretsiz yazılım aktivisti ve bilgisayar programcısıdır. Herkesin erişebileceği ücretsiz yazılımları savunur. Herkesin yazılımları kullanmasına, çalışmasına ve düzenlemesine ihtiyaç olduğunu belirtir. Bu çalışmalarıyla Stallman, GNU projesini ve Free Software Foundation’u geliştirdi. Brendan Eich Brendan Eich, JavaScript programlama dilini oluşturdu. Mozilla projesinin de eş kurucularından olan Brendan Eich, Mozilla’nın baş teknik sorumlusu olarak hizmet verdi. Şu anda Brave yazılımlarının CEO’su olarak çalışıyor.
yazı makinesi olarak bilinen yazar