İnandığınız her şeyin bir yalandan ibaret olduğunu öğrendiğiniz an başlıyorsunuz nefesinizi eksik almaya. Yürüdüğünüzde, konuştuğunuzda, güldüğünüzde,ağladığınızda hep soluk soluğa olduğunuzu fark ediyorsunuz. Ruhunuzu yarım bıraktıkları yetmiyormuş gibi nefesinizi de yarım bırakıp gidiyorlar çünkü. Gerçeği bulduğun zaman anlayacaksın. Bir reenkarnasyon anısı deneyimleyecek ve ansızın şimdiki yaşantındaki bir şeyle ilgili aydınlanma yaşayacaksın. Hemen işe yaramayabilir, o yüzden bir şey anımsayana kadar denemeye devam et. Kendini çok zorlama. Bu basit ve doğal bir şey olmalı, kendini kasman gereken bir şey değil. Göz, mideden büyüktür. (Alman atasözü) Aldatılmanın en iyi yolu, kendini herkesten kurnaz sanmaktır. (François de la Rochefoucauld) Endişe, çoğu kez küçük bir şeye büyük bir gölge verir. (İsveç atasözü) Her münakaşanın temelinde birisinin cahilliği yatar. (Louis D. Brandeis) OrtaokulTürkçe. Atasözü ve Deyimler. DEYİMLER A. Aşağıdaki deyimlerin numaralarını anlamlarının başına yazalım. Ele avuca sığmamak Söylenenleri dikkatli dinlemek 2 Ödu patlamak Geri dönülmeyecek bir iş yapmak 23 Kulak vermek Eski önemini, değerini yitirmek Gözden düşmek Çok korkmak 5 Ok yaydan çkmak Çok hareketli olmak 6 Ağzı kulaklarına varmak Hiçbir şey Atasözü in the country of the blind the one-eyed man is king: koyunun olmadığı yerde keçiye abdurrahman çelebi denir: 77: Atasözü: the child is father of the man: insan yedisinde neyse yetmişinde de odur: 78: Atasözü: the child is father of the man: bireyin kişiliği çocukluğunda şekillenir: 79: Atasözü: child is father of bilgelik, deliliktir. Öteki görüşe göre ise kendini bilge sanmak, gerçek deliliktir. İnsana yeryüzünde yaşama gücü kazandıran şey, gerçek bilge olma niteliğiyle doğrudan doğruya deliliğin kendisidir. Kitapta delilik (stultitia), kendi kendisine övgüler düzer; bu arada çocuklukta 3cnDK3. bir şey sanmak bir deyimdir.” bir şey sanmak “ Deyim anlamı ve cümle içinde kullanımıbir kimseyi, bir şeyi, bir yeri gerçeğinden, olduğundan başka türlü düşünerek hayal kırıklığına uğramak, değerlendirmede yanılmakÖrnek Kullanım Tüccar deyince biz de onu bir şey Hakkında Kısa BilgiDeyim, genellikle gerçek anlamından uzak kendine özgü bir anlam taşıyan, ifadeyi daha zengin ve etkileyici kılmak amacıyla söylenen kalıplaşmış söz öbekleridir. Deyimler sözlüğümüz atasözleri sözlüğümüz ile birlikte, binlerce atasözü ve deyimin anlamını ve örnek cümlelerini içermektedir. Dilimizde çok fazla deyim ve atasözü olup çok olduğu için bu söz öbekleri a’dan z’ye baş harflerine göre sayfalara ayrılmıştır. Yandaki menüden bu sayfalara doğrudan geçiş yapabilir ya da tüm listeye Sözlük linkimizden ulaşabilirsiniz. Her sayfada deyimler ve atasözleri birlikte alfabetik olarak sıralanmıştır. Deyimler ve atasözleri kalın bold biçimde, örnek cümleler veya alıntılar ise eğik italik biçimde Neden Önemlidir ve Nerede Kullanılır?Sınavlarda soru olarak karşınıza gelir. Anlamını bildiğinizde soruları çözmeniz ödevi olarak karşınıza çıkar. Uzun uzadıya açıklamalar yapmaya gerek kalmadan kısaca düşüncenin anlatılmasını sağlamak için zenginliklerindendir. Kendinizi çok daha iyi ifade etmenizde yardımcı olur. Siz de mutlaka kullanmaya çalışın. Siz de yukarıda yer alan açıklama ve örnek cümleye katkıda bulunmak isterseniz lütfen yorum kısmına örnek cümle, karikatür ya da size verilen kompozisyon ödev konularını girin. Bu sayede sizlerle birlikte herkesin bilgi seviyesi artacaktır. İlgili atasözleri ve anlamları İçinde "kendi" sözcüğü geçen atasözleri ve açıklamaları Kendi düşen ağlamaz atasözünün anlamı Kendi zararına kendi neden olanın yakınmaya hakkı yoktur. Kendinden küçükten kız al, kendin büyüğe kız ver Kızlar, evlenecekleri erkeğin evinde, babalarının evinde bulduklarından fazlasını bulup mutlu olmalıdır. İlgili deyimler ve anlamları İçinde "kendi" kelimesi geçen deyimler ve açıklamaları Kendi ağzıyla tutulmak Suçu, yalanı ya da savının yanlışlığı kendi sözüyle ortaya çıkmak. Kendi başına kendi kendine Kimseye sormadan. Başkasının payı ya da yardımı olmaksızın, tek başına, bir başına. Kendi çalıp kendi oynamak deyiminin anlamı Herkesin ilgisini çeki sonra da kimseyi işe karıştırmadan ortalığı velveleye vermek. Kendi derdine düşmek Kendi derdi yüzünden başka şeyle ilgilenememek. Kendi göbeğini kendi kesmek Gereksindiği yardımı başkalarının esirgemesi üzerine ne yapıp yapıp kendi işini kendi görmek. Kendi gözündeki merteği görmez, elin gözündeki çöpü görür Büyük kusurlarına bakmayıp başkasının en küçük kusurunu bile kınayanlar için söylenir. Kendi halinde Hiçbir şeye karışmayan kimseyi rahatsız etmeyen, essiz, saf. Kendi havasına gitmek kendi havasında olmak Aklına eseni yapmak. Kendi kendine Kimseye danışmaksızın. Yalnız başına. Kendi kişiliğine. Kendi kendine gelin güvey olmak Nasıl karşılanacağını hesaba katmadan bir işi olmuş bitmiş sayarak boşuna sevinmek. Karar verecek kişi bir başkası iken, asıl söz sahibi kendisi olmadığı halde, bir işi kendi başına tasarlayıp biçimlendirmeye kalkışmak. Kendi kendini yemek Bir şeyi, isteğine uygun olmuyor diye kendisine dert etmek, kendisine üzüntü yapmak. Kendi payıma Bana gelince, bana sorarsanız, düşünceme göre, bence. Kendi söyler kendi dinler Ne söylediği anlaşılmaz, kendi kendine söylenir. Kendi yağıyla kavrulmak Elinde olanlarla geçinip kimsenin yardımına gerek duymamak. Kendinde olmamak Aklı başında olmamak. Kendinden geçmek Bilinci işlemez olmak, kendini kaybetmek, bayılmak. Kendin pay paha biçmek Başkasının durumun, kendi başından geçmiş benzeri bir durumla karşılaştırmak. Kendine gelmek Ayılmak. Aklı başına gelmek. Durumu düzelmek. Kendine hakim olmak Gereksiz bir davranışta bulunmamak ya da söz söylememek için kendini tutmak. Kendine ... süsü vermek Kendini ... gibi göstermek. Kendine onuruna yedirememek Kendine yapılan ya da kendisinin başkasına yapması söz konusu olan bir şeyi onur kırıcı sayıp yapmaktan vazgeçmek. Kendine yontmak Çıkan bir fırsattan yararlanarak ve başkalarını hiç düşünmeyerek hep kendi çıkarını sağlayacak yolda davranmak. Kendini ağırdan satmak Bir işi yapmak istediği halde nazlanarak kabul etmemek. Kendini alamamak İstemeyerek bir işi yapmak durumunda kalmak. Bir yere Kendini atmak Hemen gitmek. Kendini beğenmek Başkalarını küçümseyerek kendini üstün görmek. Kendini bilen kendini bilir Ağırbaşlı, onurlu, saygınlığını korumasının bilen. Kendini bilmek Aklı başında olmak. Erin olmak, ergenlik çağına girmek. Durumuna, onuruna yakışır biçimde davranmak. Kendini bir şey sanmak Kendini olduğundan değerli görmek. Kendini bir yerde bulmak Farkında olmadan bir yere ulaşmış olmak. Kendini bulmak Kişilik kazanmak. Bir yere kendini dar atmak Ferahlık bulacağı bir yere yetişmiş olmak. Kendini dev aynasında görmek Kendini olduğundan pek çok üstün biri gibi görmek. Kendini dinlemek Hastalık kuruntusu içinde bulunmak. Kendi haline kalmak. Kendini dirhem dirhem satmak Pek nazlı ya da kurumlu davranmak. Kendini fasulye gibi nimetten saymak Kendine aşırı ölçüde değer vermek. Kendini göstermek Gücünü göstermek, beğenilecek niteliklerini gözler önüne sermek. Kendini kendisini helak etmek Ölesiye çalışıp yorgun, bitkin düşmek. Kendini kapıp koyvermek Kendine özen göstermemek, kötümser, karamsar olmak. Kendini kaptırmak Bir şeyin etkisinden kurtulamayacak duruma düşmek. Bir işe olanca gücüyle sarılmak. Kendini kaybetmek Bayılmak. Öfkesinden ne yaptığını bilmemek. Kendini naza çekmek Nazlanmak. Kendini tartmak Ne durumda olduğunu anlamak için kendini yoklamak. Kendini toparlamak Durumunu düzeltmek. Dikkatini çalıştığı konuya toplamak. Kendini tutamamak Bir durum karşısında heyecanına kapılıp bir şeyler söylemek ya da yapmak; kendine hakim olamamak. Bir şeye kendini vermek Bir şeye bütün varlığıyla bağlanmak. Bütün gücünü bir şeyi yapmaya harcamak. Kendisini bir şeyin tutkusuna kaptırmak. Kendini bir şeye vurmak Üzüntülerini unutmak niyetiyle bir şeye düşkün olmak, müptelası durumuna gelmek. Kendisi muhtacı himmet bir dede nerede kaldı gayriye himmet dede Kendisi yardıma muhtaçken nasıl olur da başkasına yardım edebilir. Anasayfa Tüm Makaleler RUH SAĞLIĞI ÇALIŞANLARINA diğer yazılar... Kendilik ve Nesne İlişkileri diğer yazılar... Benlik, genel olarak üç ana işlevi ile tanımlanır iç ve dış gerçekliği ayırt eden özerk işlevler ile gerçekliğe uyum sağlamak; savunmaları çalıştırmak; iç ve dış dünyadaki ilişkileri düzenlemek. Freud, benliğin altbenlikten geliştiğini belirtmiştir, kendilikle ilgili özel bir kavramsallaştırma yapmamıştır. Benlik psikolojisi üzerine çalışan psikanalistler benliğin işlevleri ve yapısı konularını gayet iyi tanımlamışlardır. Benlik ile ilgili gelişmeler ve çocuklarla, ergenlerle, sınırda ve psikotik hastalarla yapılan çalışmalar kendilik kavramının yavaş yavaş belirginleşmesini sağlamıştır. “Yas ve Melankoli” makalesini yorumlarken kılavuzum olacak bir bakış açısı vardı benliğin ve kendiliğin ayrımını yapmada ve tanımlamada dildeki kullanımlarından yararlanmak Bu yaızya aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz. Dil, ruhsallığı yansıtmakta ve bize açıklamaktadır. Dildeki kullanımında “Ben” benliği ve “kendi” kendiliği birçok durumda açık bir biçimde gösterir. “Ben” kişinin kendisini tanımlamada kullanıldığında kendilik ile ilgili tasarımlama gerçekleşir. “Kendi” kelimesinde kişi özel olarak vurgulanır ve kişi çevresinden ayrılır. “Kendi”sini tanımlayabilen kişi çevresinden de ayrışmış olur. Bu tanımlama kişiye ait beden parçaları, davranışlar ve diğer ögeler üzerinden yapılabilir. Örneğin “kendi ayağı ile gelmek, kendi derdine düşmek” deyimlerinde olduğu gibi. Bu kelimelerin kullanım biçimleri kişinin o anki ya da genel ruhsal yapısı hakkında ipuçları verirler. Örneğin “Kendimi kaygılı hissediyorum.” cümlesi, kendini algılayabilen bir benlik olduğunu gösterir. "Kendimi kaybettim, kendim olamıyorum, kendimden geçtim." gibi tanımlamalar benliğin kendilik ile bağ kurmada zorlandığını gösterir. Bunlar kısa süreli olduğunda sert bir etkiyi uzun süreli olduğunda kişinin kendiliğindeki sorunları betimler. Bazı tanımlamalarda “kendilik” bir yer gibi tanımlanır; “kendine gelmek, kendi içine çekilmek, kendinde olmamak” gibi. “Kendini vermek, kendini atmak, kendini yemek, kendini tutmak” tanımlamalarda “kendilik” bir nesne olarak ifade edilir. “Kendi” kelimesinin kullanım biçimi genelde benliğin kendiliğe ne yaptığını ifade eder “kendini ağırdan satmak, kendini ateşe atmak, vb.”. “ Kendini beğenmek, kendini aşağı görmek, kendini bir şey sanmak” gibi deyimlerde benliğin kendiliğe yaptığı yatırımı ve verdiği değeri de görürüz. Benlik, işlevlerini kendilik üzerinden gerçekleştirir. 1 İlişkilerde kendini açmak isteyen birisinin benliği “kendisini ortaya koyar”, kendini kapatmak isteyen birisinde kendisini gizler. Yalnızlık içindeki bir benlik “kendi kendine” yaşıyor, “kendine çekilmiş” olabilir. 2 Benlik, kendiliği tanımlamak istediğinde “kendini arar, kendini tartar, kendini yoklar ve kendini bulur.” “Kendimi anlamıyorum.” diyen kişide benlik, kendiliği yabancılaşmaya başlamıştır. Kendilik parçalarını disosiye eden, “kendini dağıtan” birisi kendini anlamakta zorlanacağı gibi karşısındaki kişi de onu anlamakta zorlanır. Benliğin ifade etme gücü iyi ise kişi “kendisini anlatabilir”. 3 Benlik gerçekliği değerlendirme işlevini kendini tanımak üzerinden gerçekleştirir. “Kişi karşısındakini kendinden bilir.” atasözü benliğin kendiliği anlaması üzerinden nesneleri anladığını ifade eder. “Kendini bilmek” deyimi zihinsel işlevlerin yerinde olduğunu, kişinin erişkinleştiğini, kendisinin ve çevresinin bilincine vardığını, kendi durumuna ve onuruna yakışacak biçimde davrandığını anlatmak için kullanılır. 4 Benlik, kendiliği koruma işlevini “kendini sakınarak, kendini paralamayarak, kendini yemeyerek, vb.” gerçekleştirir. Bir dönüşlülük zamiri olan ve öz varlığı anlatmaya yarayan “kendi” kelimesi, kişinin kendisine yönelik geri dönüşleri ifade eder. Bu geri dönüşler hem kişinin kendisiyle ilgili yargılarıyla bunu benlik yapar hem de çevresinin ona geri bildirimleriyle bunları benlik anlar şekillenir. Örneğin bir dağ gezintisi sonrası kişi rahatlamış ve gezintiden keyif almış ise kendisine dönerek “Ben dağ gezilerini seven ve bunlardan keyif alan birisiyim.” izlenimini edinir. Bu izlenimin tam farkında değil ise bir arkadaşının ona “Sen dağ gezilerini seviyorsun. Memnuniyetini yüzünden anlayabiliyorum.” demesi sayesinde farkındalığı artar. Ya da bir süre sonra dağ gezilerinden sıkılır ve “Bu ben değilim.” diyerek kendiliğini bu deneyimlerden çıkartabilir. Buna benzer deneyimlerin ve kendiliğe yapılan ya da yapılmayan yatırımların toplamı benliğin kendiliği algılaması, tanımlaması ve anlamasında rol oynar. Kişi, kendisi ile ilgili düşlemlerinde bunların toplamını içsel bir kendilik tasarımı olarak kullanır. Kendiliğin[1] bilinçte ve bilinçdışında olan yönleri vardır. İçsel ve dışsal ilişkiler içinde kendiliğin hem hiç değişmeyen hem de değişen yönleri vardır. Winnicott bunlara hiç iletişim kurulamayan, yalıtılan ve korunan bir çekirdeği de eklemiş buna incommunicado[2] kendilik demiştir. Birçok farklı ilişkide deneyimlenen kendilik halleri benlik tarafından bütünleştirilir. Dağınık parçalar “Topla kendini!” uyarısıyla toplanabilir. Kendiliğin doğuştan gelen ve ilişkilerdeki etkileşimlerle ve özdeşleşmelerle gelişen yönleri zaman içinde az çok evrilebilir. Bu evrilme “Kendini çok geliştirdi. Kendini çok değiştirdi.” biçiminde ifade edilir. Bu ifadelerde değiştiren ve geliştiren benliktir. Depresif bir kişi üzerinden benlik ve kendilik ilişkisini düşünürsek, depresif nevrozda benliğin kendiliğe yaptığı yatırım ve ayrışma azdır, nesneyi yaşatmak ana amaçtır ve benlik nesneye yatırım yaptığında kendisine yatırım yaptığını zanneder. “Hiç kendimi düşünmedim. Hep onun için yaşadım.” cümlelerini depresif nevrozlu hastalarda sık duyarız. Bunu söylüyor olması benliğin hem nesneyi kendisinin yerine koyduğunu hem de nesneyi yaşatmaya çalıştığını algıladığını gösterir. Genellikle bu algılama yalnızca nesneye yönelik derin bir hayal kırıklığı anında ya nesne öldüğünde fark edilir. Benliğin kendisini düşünmek; nesneyi ihmal etmek ya da yemek anlamına geldiğinden suçluluk yaratır, ihanet ve bencillik olarak yorumlanarak bundan hızla vazgeçilir. Ayrılığın kalıcı hali olan ölüm, fiziksel ve düşlemsel olarak kendilik ve nesne ayrımının ve narsisistik yaralanmanın en somut halidir. Bu açıdan yas çalışması; benliğin, kendilik ve nesne ilişkisini yeniden düzenlemesidir. Bu süreçte ruhsal ögeler arasındaki ilişkilerin doğası iyice belirginleşir. Freud’un “Yas ve Melankoli” ve Klein’ın “Yas ve Manik Depresif Durumlarla İlişkisi” başlıklı makaleleri benlik, kendilik ve nesne arasındaki bağlantıları ortaya koyarlar. Yukarıdaki yaklaşım ile ben ve kendi kelimelerinin kullanımlarına bakıldığında ve bununla birlikte yas sürecinin ayrılığın etkisini iyice açığa çıkarmasından yararlanıldığında Freud’un “Yas ve Melankoli” makalesi önemli veriler sunmaktadır. “YAS VE MELANKOLİ” MAKALESİNDE BENLİK, KENDİLİK VE NESNE İLİŞKİLERİ başlıklı yazıya da bakabilirsiniz. KLEİN'IN “YAS VE MANİK DEPRESİF DURUMLARLA İLİŞKİSİ” MAKALESİ'nin değerlendirildiği bir yazıya buradan ulaşabilirsiniz. [1] “Psychoanalytıc Terms & Concepts 2012, Edited by Elizabeth L. Auchincloss ve Eslee Samberg, American Psychoanalytic Association, Self, s. 231, Yale University Press, New Haven and Londra.” dan özet çeviridir. İtalikler çeviriye yapılan eklemelerdir. [2] Communicating and not communicating leading to a study of certain opposites. In The Maturational Processes and the Facilitating Environment 1965b. London Hogarth, 1965 179–192. Irak yerin haberini kervan getirir Çok uzaklarda gibi görülen erişemediklerimizle aramızdaki ilişkiyi bir şekilde bir aracı sağlar. Irmak kenarına çeşme yapılmaz Aynı işlevi gören iki şeyin yan yana olması boşunadır. Var olan bir şeyin yanına aynı işlevi görmek üzere benzerini yapmak yanlıştır. Irz insanın kanı pahasıdır Kişi, namusunu korumak için canını bile feda eder. Isıracak it dişini göstermez Saldıracak, kötülük yapacak olan kimse, korkutmaya, gürültü patırtı yapmaya gerek duymaz. Isırgan ile taharet olmaz Kötü birinden iyilik gelmez hiç kimseye. Islanmışın yağmurdan korkusu olmaz Önceden bir zarara uğramış kişi, aynı yerden gelecek zarardan korkmaz. Ismarlama haç, haç olmaz Başkasının eliyle yapılan iş, kişinin kendi eliyle yaptığı işin yerini hiçbir zaman tutmaz. İğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batır Sana yapılmasını istemediğini, sen de başkasına yapma. İki baş bir kazanda kaynamaz Liderlik özellikleri olan iki kişi aynı işleri birlikte yapamazlar. Aynı kurumu birlikte yönetemezler. Rol çatışması olur. İki cambaz bir ipte oynamaz Çok kurnaz kişiler bir iş üzerinde birlikte çalışmaya başladıklarında sürekli birbirlerini kandırmak için çaba sarf ederler. İki çıplak bir hamama yakışır Fakir, yoksul iki kişinin birbiriyle evlenmesi uygun düşer. İki dinle bir söyle Fazla konuşmak, kırıcı, hoş olmayan sözlerin ağızdan çıkmasına yol açabilir. Dolayısıyla insan az konuşmalı, çok dinlemelidir. İki el bir baş içindir Allah kişiye çalışıp yaşayabilmesi için güç ile el kol vermiştir. Bunlar iyi kullanılmalı, başkasının yardımına ihtiyaç duyulmamalıdır. İki emini bir yemin aralar Birbirinin doğruluğuna güvenerek beraber iş yapmakta olan iki kişiden biri, hile yapmadığı hususunda arkadaşını inandırmak için ısrarla yemin ediyorsa orada güven bozulmuş demektir. Bunların bundan sonra yapmaları gereken ayrılmaktır. İki gönül bir olunca samanlık seyran olur İki kişi birbirini sevdiğinde onlar için zenginliğin, malın, mülkün bir kıymeti yoktur. İki kaptan bir gemiyi batırır Bir işin başında iki kişi olmaz. İki kişi bir işi yürütemez. İki kardeş savaşmış, ebleh buna inanmış Kardeşler arasındaki anlaşmazlık sürekli olmaz. Bu durumu gerçek ve sürekli sanmak saflıktan başka bir şey değildir. İki karpuz bir koltuğa sığmaz Kişiler, aynı anda iki işi düzgün yapamazlar. İki kere iki dört eder Gerçek olan olduğu gibi ortada, kimsenin buna itiraz edecek hakkı yoktur. İki testi tokuşunca biri elbet kırılır Kavgaya tutuşan kişilerden biri mutlaka yenilir ve o kavgadan zararlı çıkar. İlk vuran okçudur Sonuca başkalarından önce ulaşan o işin ehlidir. İnek ağzından sağılır Bir şeyden iyi verim alınmak isteniyorsa o şey iyi beslenmelidir, karnı iyice ve nitelikli şeylerle doyurulmalıdır. İnsan ayaktan, at tırnaktan kapar İnsanın ayak sağlığı çok önemlidir. Birçok hastalık insana ayağını üşütmesi yoluyla ata da tırnağı yoluyla bulaşır. İnsan yedisinde ne ise yetmişinde de odur İnsanlar birçok özelliğini doğuştan getirir. Yedi yaşına kadar da çevresinden etkilenerek bazı huylar kazanır. Bu huyları ihtiyarladıklarında da kolay kolay değişmez. İnsanoğlu çiğ süt emmiş İnsanoğluna güvenilmez. Çünkü bir kişinin dürüst davranıp davranmayacağı kestirilemez. Size zarar verebilir, kötülük yapabilir. İp inceldiği yerden kopar Herhangi bir olay en çürük yerinden patlak verir. İstediğini söyleyen istemediğini işitir Kişi, her aklına geleni söylerse duymak istemediği ağır şeyler duyabilir başkasından. İstemem diyenden korkmalı Asıl bir şey istemem diyen kişilerden korkulur. Onlar aslında daha çok ister de bunu bastırmaya çalışır. İsteyenin bir yüzü, vermeyenin iki yüzü kara Bir kişiden bir şey isteyen utanır fakat isteği yerine getirmeyen kişi daha çok utanmalıdır. İş bilenin kılıç kuşananın Bir şey ancak onu gereği gibi kullanmasını bilen kişiye yakışır. İş insanın aynasıdır İnsanların yaptıkları işler kişinin ne kadar sorumlu, duyarlı, yetenekli biri olduğunu gösterir. İş olacağına varır Ne yapılırsa yapılsın su menziline varır, akacak dereyi bulur. İnsan kısmetine şükretmelidir. İşine hor bakan boynuna torba takar İşini küçümseyen ona yeterince önem vermeyen kişi işini kaybeder ve sonunda dilenci olur. İşkilli büzük dingilder Bir ayıbı olan kişi bir şekilde bir sözden alınarak kendini ele verir. İşleyen demir ışıldar Çalışmak, insandaki isteksizliği bitirip onu canlı, etkili kılar. İşten artmaz, dişten artar Bir insan ne kadar çok çalışırsa çalışsın tutumlu olmazsa harcamasını bilmezse bir şey arttıramaz. Para, kazanmakla değil tutumlu olmakla artar. İt ağzını kemik tutar Aşağılık, onursuz bir kişiyi susturmak için ona bir çıkar sağlamak gerekir. İt derisinden post olmaz Aşağılık kimseler veya değersiz şeyler temiz bir amaca hizmet edemez. İt işemekle deniz pis olmaz Doğrulukla ve dürüst kimliğiyle tanınan bir kişi, onursuz, aşağılık kimselerin atacağı çamurla kirlenmez. İt iti ısırmaz Kötü niyetli ve düşünceli kişiler birbirlerine zarar vermezler, birbirlerini korumaya çalışırlar. İt ürür, kervan yürür Doğru yolda çalışanları engellemek isteyenler çıkabilir. Bunlar ürüyen itler gibi ürüdükleri gibi kalırlar. İtin ahmağı baklavadan pay umar Ahmak, aptal kişiler eline geçme olasılığı olmayan bir nimetin eline geçmesini bekler. İtin duası kabul olunsaydı gökten kemik yağardı Art niyetli kötü kimselerin istedikleri kabul görseydi dünyada iyilere yer kalmazdı. İtle çuvala girilmez Tuzak kuran kimselerle iş yapmamak, ağız dalaşına girmemek gerekir. Bu, oldukça sakıncalı bir durumdur. İtle dalaşmaktan çalıyı dolaşmak yeğdir Edepsiz, kendini bilmeyen bir kişi ile uğraşmamak için ondan sürekli uzak durmak gerekir. İtle yatan bitle kalkar Kötü, kıymeti beş paralık kişilerle arkadaş olanların sonu iyi olmaz. Onlar da bozulup giderler. İyiliğe iyilik her kişinin kârı, kötülüğe iyilik er kişinin kârı İyilik yapan birine karşı iyiliği herkes yapabilir fakat kötülük edenlere karşı iyilik yapmak iyi insanların işidir. İyiliğe iyilik olsaydı, koca öküze bıçak olmazdı Yıllarca en zor şartlarda efendisine hizmet eden bir öküz ihtiyarladığı zaman nasıl sahibi tarafından kesilirse bu dünyada her şey de böyledir. İyiliğin sonu kötülüktür. İyilik eden iyilik bulur İyilik yapan kimseye zamanı geldiğinde herkes iyilik eder. İyilik et, denize at, balık bilmezse Halik bilir Yapılan iyiliklerden karşılık beklememek, karşılığını Allah'tan beklemek gerekir. Allah, insanın her yaptığını bilir, görür. Ayrıca bakınız Kategori Türkçe İngilizce General 1 Genel kendini bir şey sanmak think oneself important f. 2 Genel kendini bir şey sanmak be too big for one's boots f. 3 Genel başkası sanmak mistake f. 4 Genel kendini bir şey sanmak get above oneself f. 5 Genel önceden gördüğünü sanmak deja vu f. 6 Genel kendini bir şey sanmak fancy oneself as something f. 7 Genel öldüğünü sanmak think someone is dead f. 8 Genel -e sahip olduğunu sanmak credit with f. 9 Genel kendini bir şey sanmak think highly of oneself f. 10 Genel bir şeyi başka bir şey sanmak mistake something for something else f. 11 Genel birisini başka birisi sanmak mistake someone for someone else f. 12 Genel bir şeyi başka bir şey sanmak mix something up with something else f. 13 Genel birisini başka birisi sanmak mix someone up with someone else f. 14 Genel bir şeyi başka bir şey sanmak confuse one thing with another f. 15 Genel birisini başka birisi sanmak confuse someone with another f. Phrasals 16 Öbek Fiiller başka bir şey olduğunu sanmak read someone or something as someone or something f. 17 Öbek Fiiller olduğunu düşünmek/sanmak set down f. 18 Öbek Fiiller doğru sanmak eat up f. 19 Öbek Fiiller birini/bir şeyi bir şey sanmak take someone or something for f. 20 Öbek Fiiller birini başkası sanmak mix up f. 21 Öbek Fiiller birini/bir şeyi biri/bir şey sanmak confuse someone or something with someone or something f. 22 Öbek Fiiller bir şeyi bir şey saymak/sanmak interpret something as something f. 23 Öbek Fiiller bir şey sanmak labor under something f. 24 Öbek Fiiller olduğunu sanmak read as f. 25 Öbek Fiiller birini bir şey sanmak take one for something f. 26 Öbek Fiiller birini/bir şeyi bir şey sanmak take someone or something as something f. 27 Öbek Fiiller birini/bir şeyi başkası/başka bir şey sanmak take someone or something for something f. 28 Öbek Fiiller birinin/bir şeyin bir şey olduğunu sanmak/düşünmek take someone or something for something f. 29 Öbek Fiiller birini/bir şeyi bir şey sanmak take someone or something for something f. Proverb 30 Atasözü kazlarını kuğu sanmak all someone's geese are swans 31 Atasözü kazlarını kuğu sanmak all someone's geese are swans Colloquial 32 Konuşma Dili kuvvetle sanmak bet f. 33 Konuşma Dili doğru sanmak eat it up f. 34 Konuşma Dili olduğunu sanmak run away with the idea f. 35 Konuşma Dili olduğunu sanmak run away with the notion f. 36 Konuşma Dili babasının yeri sanmak think one owns the place f. 37 Konuşma Dili kendini mekanın sahibi sanmak think one owns the place f. Idioms 38 Deyim kendini bir şey sanmak feel one's oats f. 39 Deyim elifi mertek sanmak not be able to tell one end of something from the other f. 40 Deyim elifi mertek sanmak not know one end of something from another f. 41 Deyim kendini bir şey sanmak call oneself a something f. 42 Deyim birisini ölmüş sanmak take someone for dead f. 43 Deyim birisinin kötü olduğunu sanmak/düşünmek put someone down as something bad f. 44 Deyim birisini öldü sanmak take someone for dead f. 45 Deyim dünyanın kendi etrafında döndüğünü sanmak think that the world revolves around oneself f. 46 Deyim kendini bir şey sanmak fancy oneself as f. 47 Deyim kendini bir şey sanmak get a swelled head f. 48 Deyim kendini bir şey sanmak be full of oneself f. 49 Deyim kendini bir bok sanmak fancy oneself as f. 50 Deyim kendini bir şey sanmak be too big for one's britches f. 51 Deyim kendini bir bok sanmak be full of oneself f. 52 Deyim kendini çok önemli sanmak be full of oneself f. 53 Deyim kendini matah bir şey sanmak thinks he's the cat's whiskers f. 54 Deyim kendini matah bir şey sanmak thinks he's the bee's knees f. 55 Deyim kendini matah bir şeyler sanmak thinks she's the cat's whiskers f. 56 Deyim kendini matah bir şeyler sanmak thinks she's the bee's knees f. 57 Deyim kendini bir şey sanmak be above oneself f. 58 Deyim kendini bir şey sanmak get above yourself f. 59 Deyim kendini bir şey sanmak be above yourself f. 60 Deyim kendini bir şey sanmak have a swelled head f. 61 Deyim ekmek elden su gölden devam edeceğini sanmak think the world owes one a living f. 62 Deyim emek vermeden yemek olabileceğini sanmak think the world owes one a living f. 63 Deyim ekmek elden su gölden devam edeceğini sanmak think the world owes you a living f. 64 Deyim emek vermeden yemek olabileceğini sanmak think the world owes you a living f. 65 Deyim öyle sanmak be under the impression that f. 66 Deyim … sanmak be under the impression that... f. 67 Deyim kendini bir şey sanmak be above yourself f. 68 Deyim kendini bir şey sanmak get above yourself f. 69 Deyim kendini bir şey sanmak be too big for your boots [uk] f. 70 Deyim kendini bir şey sanmak be too big for your britches [australia] f. 71 Deyim kendini bir şey sanmak feel oats f. 72 Deyim kendini bir şey sanmak get too big for one's britches f. 73 Deyim birinin bir şey olduğunu düşünmek/sanmak have got one pegged as something f. 74 Deyim her şeyi bildiğini sanmak have/know all the answers f. 75 Deyim kendini yolun sahibi sanmak own the road f. 76 Deyim tüm yol/şeritler kendine ait sanmak own the road f. 77 Deyim tarlada gittiğini sanmak own the road f. 78 Deyim birisinin kötü olduğunu sanmak/düşünmek put down as bad f. 79 Deyim ölmüş/öldü sanmak take for dead f. 80 Deyim hayali gerçek sanmak take the shadow for the substance [dated] f. 81 Deyim kazlarını kuğu sanmak all his geese are swans expr. 82 Deyim kendini bulunmaz hint kumaşı sanmak she thinks she is the be-all and end-all expr. 83 Deyim kendini bulunmaz hint kumaşı sanmak she thinks she is the bee's knees expr. 84 Deyim kendini bulunmaz hint kumaşı sanmak she thinks she is the cat's whiskers expr. 85 Deyim emek vermeden yemek olur sanmak think the world owes you a living expr. 86 Deyim hiçbir şey yapmadan rahatça yaşayabilirim sanmak think the world owes you a living expr. 87 Deyim ekmek elden su gölden devam edebilirim sanmak think the world owes you a living expr. 88 Deyim çalışıp çabalamadan birilerinin üzerinden geçinip gidebilirim sanmak think the world owes you a living expr. Psychology 89 Psikoloji önceden duyduğunu sanmak deja entendu f. Slang 90 Argo kendini bir bok sanmak fancy oneself as f. 91 Argo kendini bir bok sanmak think one's shit doesn't stink f. 92 Argo kendini bir şey sanmak think one's shit doesn't stink f. 93 Argo kendini bir bok sanmak think one's shit don't stink f. 94 Argo kendini bir şey sanmak think one's shit don't stink f.

kendini bir şey sanmak atasözü