Bebekler 8 . Ayına yaklaşınca ise uzun süre dik bir şekilde hiç devrilmeden oturabilirler.08-May-2018. Bebekler ne zaman ayaklarına bastırılır? Bebekler genel olarak 9 ila 12 aylar arasında ayaklarının üzerine tam anlamda basabilir. Tabii bu konuda aceleci bebekler de vardır. Daha erken aylarda ayağa kalkabilirler.
45 yaşında doğal yollarla hamilelik oranları. Bir kadın, menopoza erişene kadar doğurganlığının bitmediğini düşünebilir. Bununla birlikte, doğal yollarla gebe kalma olasılığı, 45 yaşından yıllar önce durur. Buna ek olarak, bu durum, in vitro fertilizasyon gibi diğer doğurganlık tedavilerinin şansını azaltır.
Bebekler gözleri açık şekilde uyuyabilir. Bu biraz ürkütücü gibi gözükse de yeni doğan bebekler uykuya daldıklarında gözleri açık olarak uyuyabilir. Uykuya dalmaları bir hayli zor olsa da, bir kez uyuduktan sonra gözleri açık veya yuvalarında hareketli bir şekilde uyuyabilmektedirler.
HafifDiş Eti Hastalığının Tedavisi. National Institute of Dental and Craniofacial Research ’e göre diş eti iltihabının tedavisinde ilk aşama, evdeki ağız hijyeni uygulamasının iyileştirilmesidir ancak kişisel bakım, düzenli ağız temizliğinin yerine geçmez. Birikmiş tartarın temizlenmesi için derin bir temizliğe
KaputSuksadenum Nedir? Doğumdan kısa bir süre sonra bebeğin başında bir yumru veya darbe olarak görülen bir bebek kafa derisinin şişmesi veya ödemi ifade eder. Bu durum zararsızdır ve doğum sırasında bebeğin başında oluşan basınçtan kaynaklanmaktadır.
Yeni doğan bir bebeğin görme sisteminin gelişmesi biraz zaman alır. Yaşamın ilk haftasında bebekler çok fazla ayrıntı göremezler. Dünya hakkındaki ilk algıları belirsiz ve yalnız gölgeli ve gri tonlardadır. Çocuğunuzun görme kabiliyetinin tam anlamıyla gelişmesi biraz zaman alır. Bebeğinizin görme gelişiminin
CtWapo. Kırkından sonra azanı teneşir paklar diyorlar hocam. Doğru mu? diye sordu biri. Kalabalık bir ortamda kızlı-erkekli ya da başka bir deyişle, kadınlı-adamlı oturuyoruz. Bir an için kendimi programda Çift cinsiyetli biri öldüğünde cenaze namazı nasıl kılınacak? sorusu ile karşılaşan Nihat Hatipoğlu hoca gibi hissettim. Evelemek gevelemek, Bunun cevabını bilmiyorum demek, ortamdaki insanların gözündeki Hoca imajını yıkabilirdi. Aklıma ilk gelen cevabı söyledim. Erkekler başkasına gitmesin, oturdukları yerde otursunlar diye isteyen kadınların çıkardığı bir söz bu bence dedim. Ortamda erkekler daha çok olduğundan attıkları gürültülü kahkaha ve Hocam valla da doğru diyorsun, Bende aynı şeyi düşünmüştüm , Ne güzel söyledin be Hocam ağzına sağlık sesleri ile bir soruyu tam ve doğru cevaplamış olmanın haleti ruhiyesi ile yaslanıp çayımı höpürdettim. Ancak soruyu soran belli ki beni zorlamak niyetindeydi Peki nedeni ne hocam? Neden kırk yaş? diye devam etti. Çokça sebepleri var. Başlıca şöyle sıralayabilirim deyip madde madde geçtim. - Gençlik döneminde o sınav senin bu sınav benim koşturup o dönemi ıskaladıysa. - Arzuladığı, istediği gibi yaşamadıysa. - Genç erişkinlik döneminde gözünü açamadan evlenip çoluğa çocuğa karıştıysa, onları büyütmek, okutmak, bir meslek sahibi yapmak için kendinden çokça fedakarlık ettiyse. - Mesleğinde yükselmek, kariyer yapmak için özel hayatından feragat ettiyse. - Ticaret yapan biri ise paraya pula kavuşmak için geceli gündüzlü, tatil, bayram demeden çalıştıysa. - Hayatla mücadele etmekten kendi zevklerini, hobilerini ıska geçtiyse. - Akranlarının birer birer hastalandığını, öldüğünü görürse. - Eşi fiziksel olarak istediği gibi bir durumda değilse diye cevapları sıralıyorken kadınlardan biri Sanki onlar Adonis de bizden Afrodit olmamızı bekliyorlar. Göbekli, kıllı, tıraş olmayan, ter kokusundan yanına yaklaşılmayan başka ülkenin erkekleri zaten dedi. Ortamda birden bir sessizlik oldu. Herkes tarif edilen kişinin kim olduğunu bulmak ister gibi önce etrafa baktı. Başımızı öne eğip göbeğimize baktık. Çaktırmadan kokumuzu almaya çalıştık. Çok şükür kokan ben değildim. Şimdi Şeyda Hanıma hak vermemek mümkün değil. Kadın olmak çok zor. Hele bu ülkede kadın olmak çok zor diye kadınların da gönlünü kazanacak bir manevra yapmak istedim. Şeyda Hanım Zor tabii. Siz doğum yapmıyorsunuz. Şunu ye çocuk sağlıklı olsun, şunu ye akıllı olsun diye diye şişiyoruz, sonra doğum. O acıyı, sancıyı hiç çekmiyorsunuz. Ben doğuma benimki ile girdim. Baktım doktorlar beni bırakıp ona müdahale ediyorlar. Bayılıp düşmüş. Siz grip olsanız sanki ölmek üzereymişsiniz gibi bizden şefkat beklerken biz her ay onun on katı sancı çekiyoruz. Siz bir tişört pantolon sırtınıza geçirip çıkıyorsunuz biz Aman şuram görünmesin, aman askım çıkmasın, aman şöyle olsun böyle olsun diye her detayı düşünmek zorunda kalıyoruz. Aranızdan en modern olanlar bile evde bir kere yemek olmadığı zaman kalkıp Hayatım bu akşam yemekleri ben yapayım demiyorsunuz. Yolunuzda giderken laf atmaya, tacize, tecavüze maruz kalmıyorsunuz diye devam etti. Keşke tacize ve hatta tecavüze uğrasam diye bir ses geldi. Herkes o tarafa döndü. Muzip erkeklerden biri konuyu sulandırmak niyetindeydi. Abi konu nereye geldi ya? Ben ne sordum siz nerelere getirdiniz diye serzenişte bulundu ilk soruyu soran. Hocam kırkından sonra erkekler neden değişir diyorduk dedi. Peki anlatıyorum o zaman diye başladım.
TV-RehberiErkekler evlendikten sonra değişir mi?Sunuculuğunu İlker Ayrık’ın üstlendiği ekranların fenomen yarışma programı “Yaparsın Aşkım” eğlenceli oyunları kadar keyifli ve farklı sohbetleriyle de çok - 1035 Son Güncellenme - 1037 Güncelleme - 1037İlker Ayrık, beş aylık yeni evli çifte sorduğu “Cicim aylarınız bitti mi?” sorusuna “Hayır devam ediyor, eşim de değişmedi.” şeklinde bir cevap alınca stüdyoda renkli dakikalar yaşandı. Diğer yarışmacıların zamanla değişim yaşanacağına dair yorumuyla stüdyoda yeni bir tartışma alevlendi. “Erkekler evlenince değişir mi? Değişirse evlendikten ne kadar zaman sonra bu durum gerçekleşir.” sorularına farklı cevaplar geldi. Kimi çocuk olunca dedi, kimisi ise 2 yıl sonra şeklinde cevap verdi. Ancak stüdyodaki tüm kadınlar erkeklerin değiştiği konusunda hem fikir erkeklerin ve İlker Ayrık’ın bu duruma yanıtı ne oldu? “Yaparsın Aşkım” bu akşam yeni bölümü ile FOX’ta.
ZiyaretçiZiyaretçi 12 Kasım 2008 Mesaj 1 kırklama adeti hangi illerde nasıo yapılır dersim varda yarına 13 kasım perşembe ye hemen cevaplarsanız memnu olurum EN İYİ CEVABI sanar verdi Kırklama Loğusa ve kırklı çocuğa kırk basmaması için loğusanın ve çocuğun serbeste çıkması için; kırk gün içerisinde genellikle kadın ve çocuğun yıkanması biçiminde yapılan uygulamaya “kırklama” adı olarak kullanılan “kırklama” tanımlanmasının dışında bu olaya halk arasında; “kır dökme”, “kırk çıkarma” vb. adlar da tanımlanmaktadır. Anadolu’da kırklama işlemi en yaygın olarak kırkıncı gün süre yörelere göre farklılık göstermekte; 7., 20., 30., 37., 39., 41. günlerde de kırklama işlem yörelere göre şekilde bazı farklılıklar gösteriyor olmasına karşın içerikte aynı amaca yönelik bir ilgili adet ve uygulamalar içerisinde kırklama işlemini geçmişte olduğu gibi günümüzde de değişmez bir kural olarak geçerliliğini sürdürmektedir. .. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI .. MisafirZiyaretçi 12 Kasım 2008 Mesaj 2 BEBEKLERİN KIRKLANIŞI Bebek kırklama işi iki aşamada yapılır. Birincisi yirmi kırkı, ikincisi tam kırktır. Kızların yarı kırkı doğumundan itibaren 19 gündür. Erkek çocuklarda 20 gün, tam kırk kızlarda 39 gün erkeklerde 40 gündür. Bebek ve annesinin yıkanacağı suyun içine altın, gümüş, nazarlık atılır. Bu suyla önce anne sonra bebek yıkanır. Anne çocuğun üstüne gitmez. Giderse çocuğu bastıracağı ve büyüyemeyeceğine inanılır. Bebekler, kırkları dolmadan evden çıkartılmaz. Kırkının çıktığı gün mutlaka gezmeye götürülür. Gidilen ev ne kadar uzak olursa, çocuğun sesinin o kadar güzel olacağın inanılır. Misafir gidilen evin sahibi annenin saçına un sürer, anlamı uzun ömürlü olmasıdır. Bebeğe de yumurta verilir bunun anlamı da sağlıklı olmasıdır. kırklama geleneği tahminen şamanist dönemlerden günümüze kadar gelen bir gelenektir. bebek kırkıncı gününü doldurduğunda artık kötü güçlerin etkisinden kurtulduğuna inanılır ve ve bi nevi kutlama yapılır Ege’ de bir inanışa göre doğumdan sonra kırk gün içerisinde anne ve bebek her türlü hastalık tehlikesine açıktır. Bu nedenle aile büyükleri tarafından loğusa kadın evde yalnız bırakılmamaya özen gösterilmektedir. Bebek kırkı dolmadan dışarı çıkarılmamakta, başka kırklı kadın ve çocuğu ile karşılaştırılmamaya dikkat edilmektedir. Anne ve bebek kırk gün sonra “kırklanmaktadır”. Yalnız Ev Köyü’nde bu töre yalnızca kadınlar tarafından yerine getirilmektedir. Anne ve bebeğin, kırklama işleminden sonra tüm tehlikelerden kurtulacağına inanılmaktadır. Tüm akrabaların toplandığı bu törende içinde ayak değmeyen yerden toplanan kırk tane çakıl taşının olduğu kırklama suyu ile bebek yıkanmaktadır. Bunu anne ve bebeğin tüm kirli giysilerinin yıkanması izlemektedir. En son olarak kırklama suyu ayak değmeyecek bir yere dökülmektedir. çevremde yeni doğan bebek 20 günlük ve 40 günlük olduğunda taş sayıp banyo yaptırılıyor. çevremde her aile bunu yapıyor sorum böyle birşey dinimizde var mıdır? yoksa tamamen hurafemi demeliyiz bu konu oldukca önemli cevabı yazacak olan arkadaşlara şimdiden teşekkürler..Allah razı olsun... Bu mesaj 'en iyi cevap' seçilmiştir. KırklamaLoğusa ve kırklı çocuğa kırk basmaması için loğusanın ve çocuğun serbeste çıkması için; kırk gün içerisinde genellikle kadın ve çocuğun yıkanması biçiminde yapılan uygulamaya “kırklama” adı olarak kullanılan “kırklama” tanımlanmasının dışında bu olaya halk arasında; “kır dökme”, “kırk çıkarma” vb. adlar da tanımlanmaktadır. Anadolu’da kırklama işlemi en yaygın olarak kırkıncı gün süre yörelere göre farklılık göstermekte; 7., 20., 30., 37., 39., 41. günlerde de kırklama işlem yörelere göre şekilde bazı farklılıklar gösteriyor olmasına karşın içerikte aynı amaca yönelik bir ilgili adet ve uygulamalar içerisinde kırklama işlemini geçmişte olduğu gibi günümüzde de değişmez bir kural olarak geçerliliğini sürdürmektedir. .. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI .. MisafirZiyaretçi 16 Eylül 2009 Mesaj 6 babağim 25 biz dışarı ne gibi bi sorun olur verirseniz sevinirim .tşk MisafirZiyaretçi 12 Ekim 2009 Mesaj 7 kırklama hakkında bilgi pls MisafirZiyaretçi 12 Ekim 2009 Mesaj 8 çok kötü yapmışsın çünkü hemen dışarı çıkar mıycaktın yoksa çocuk büyülenir ve nazar değer kırkı çıkınca çıkar daha iyi olur MisafirZiyaretçi 12 Ekim 2009 Mesaj 9 bence çok yanlış yapmışın çünkü kırkı çıkmadan çıkarmamalıydın çocuk hem büyülanir hemde nazar değer MisafirZiyaretçi 12 Ekim 2009 Mesaj 10 çocuğun kırkı çıkmadan dışarı çıkarma çünkü zararlı sizinle yani anneye pek alışmaz ve nazar değer beddua ederler genellikle çocuğun aklı gider başka yere büyüyünce yaramaz şımarık olur nazar deydiği için hemen okutun okutmanız lazım ve birdaha çıkarmayın avsiyem bu ben doktorum kırkı çıkınca hemen çıkarın ki işiniz hep rast gelsin çocukta güzel ve iyi olsun
Sindirim kapasitesini aşması ve gaz oluşması Bebeklerde ıkınmanın birçok nedeni var. Fizyolojik nedenlerden en önemlisi, bebeğin sürekli emmek istemesi ve bunun sonucunda da sindirim kapasitesini aşması. En savunmasız canlıdır insan yavrusu. Sağ kalabilmesi için arama ve emme refleksleri devreye girer. Sürekli anne memesini arar ve her bulduğunda da emer. İlk birkaç dakika içinde aslında memeyi boşaltır fakat en güvenli yer olan, annesinin kalp atımını ve soluğunu dinlediği memeden ayrılmak istemez. Çok emen bebekte sindirim kapasitesi aşılır, sindirmek zorlaşır, bağırsak sistemi de tam gelişmediği için gaz oluşur. Ağlarken ve emerken hava yutulması da gazın artmasına yol açar. Bunun sonucunda da ıkınmak kaçınılmaz olur. Bazı bebeklerde bu sürekli ıkınma durumu bebeğin uykuya geçememesine ve ağlamasına, hatta kızarmasına ve morarmasına neden kabızlık İlk 1-2 aydan sonra sık görülür. Dışkı suludur ama bebek biriktirip 3-6 günde bir bu dışkıyı zorlanarak çıkarır. Çoğunlukla nedeni bebeğin küçük olması sonucunda yatarak dışkı yapmak zorunda olmasıdır. 5-6. ayda bebeğin büyüyüp güçlenmesi ve hareketlenmesiyle özellikle de ek gıdalara başlanmasıyla darlık Ikınmalarda bebeğiniz ağlıyorsa ve bu sık bir hal almaya başlamışsa nedeni gaz sancısı değil, bazı rahatsızlıkların habercisi olabilir. Bebeklerin bir kısmında makatta darlık vardır. Bu bebeklerde cerrahi işlem hastalığı Ikınmalarda çok çok ender olsa da altta yatan etken Hirschprung hastalığı da olabilir. Bu hastalıkta bağırsakların gevşemesini sağlayan sinir hücreleri oluşmamıştır. Bağırsaklar gevşeyemediği için oluşan tıkanıklık dışkının aşağı geçmesini engeller. Bu durum ancak cerrahi yöntemle içinde sinir hücresi olmayan bağırsağın çıkarılıp yerine normal bağırsağın getirilmesiyle tedavi yolları enfeksiyon Ikınmanın bir başka sorumlusu da idrar yolları enfeksiyonu beslenmesi Bebekte ıkınma sorunu varsa bunun annenin beslenmesiyle ilgili olup olmadığı da gözlenmelidir. Bebeklerin bir kısmında besin alerjisi görülebilir. Ayrıca annenin fazla süt ürünü, çikolata vb. gibi bazı besinleri tüketmesi bebekte dışkılamayı etkiler, mukuslu ve kokulu dışkı görülür. Dışkı ve kan tetkikleriyle bebekte besin alerjisi olup olmadığı SONRASI HEMEN YATIRMAYINEmzirme sonrası bebeği hemen yatırmayıp dik pozisyonda göğsünüzde tutmak onun kendini güvende hissetmesine, sakinlemesine ve gazını daha rahat çıkarmasına yardımcı olabilir. Saat yönünde dairesel hareketlerle karnına masaj yapabilirsiniz, yağlayabilirsiniz. Çok sıkıntı olduğunda kulak çubuğu yağlanarak makata uyarı BAŞVURUNKarnına masaj yapmak ve makatı uyarmak gibi yöntemlere rağmen ıkınmalar, ağlamalar artık hayatınızı kabusa çeviriyorsa bazı tahliller gerekebilir. Bu durumda mutlaka doktora MUTLAKA DOKTORUNUZA SORUNBazı bebekler probiyotik damlalar veya bağırsak düzenleyici ilaçlardan fayda görürler. Ancak bunları doktorunuza danışmadan kullanmayın. Unutmayın ki arkadaşınızın bebeğine iyi gelen sizin bebeğinize iyi gelmeyebilir.
Kadın ve erkek için eş kavramına eklenen anne baba rolüne alışmak, her zaman kolay olmuyor. Minik bebeğin ihtiyaçları, artan sorumluluklar, değişmek zorunda kalan alışkanlıklar her iki taraf içinde zorlayıcı olunca, çatışmalar ortaya çıkıyor. Çocuk, Aile, İlişki ve Evlilik Danışmanı Ayşen Tanrıkulu Baştürk’e doğum sonrası eşler arasında yaşanan sorunların nedenleri ve çözümleri konusunda sorularımızı yönelttik. Kulağa tanıdık gelen bir hikaye Evliliklerinin 3. yılında çocuk sahibi olmuşlar ama birbirlerini çok seven, birbirlerini çok iyi anlayan çift, çocuk doğduktan sonra; anlaşamaz, konuşamaz ve paylaşamaz olmuşlardı. Çocuğun doğuşu sanki hayatlarının tam da ortasına bir bomba gibi düşmüştü ve her şey dağılmıştı. Annenin eşine en çok ihtiyacı olduğu anda eş, tamamen uzaklaşmıştı. Çocuk artık evindeydi, aile büyümüştü. Her ikisi de büyümüştü aslında çocuklarıyla birlikte. Nitelemelerin en güzellerinden “ Anne ve Baba” sıfatlarına sahip olmuşlardı aslında. Ancak bu sıfatlara o kadar kolay alışamamışlardı... Anne, bu tarifsiz, güzel duygunun keyfini çıkaramadan, babanın anlamsızca kendini geri çekişinin nedenine odaklanmıştı. Çocuğun ağlaması bu çocuk için en doğal şey olmasına rağmen, çiftin arasında önemli bir sorun olmuştu. Baba, destekleyici, huzur verici, sahiplenici olması gerekirken; umursamaz ve soğuk bir tavırla, “ Sabahtan akşama kadar çalışıyorum, geceden sabaha kadar da sana yardımcı mı olacağım?” diyerek başka bir odaya geçerek hiç bir sorun yokmuş gibi uyamaya çekilirdi. Anne yalnız, çaresiz, umutsuz ve bitkin hissediyordu. Eşinin bu güzel duyguyu yaşamasına fırsat vermeden onu bir başına her şeyin üstesinden gelmesi için zorlamasına içerliyordu. Her gün iş çıkışında koşa koşa eve gelen, eşinden önce ev işlerine koşturan baba, şimdi, eve dahi uğramıyor, eşine tahammülü kalmıyor ve bebek lafını dahi duymak istemiyordu. Anne tükenmişti... Çocuğunun bütün ihtiyaçlarını kendi karşılıyordu, eşinin takındığı tavırlar nedeniyle de bütün yükü omuzlarına almıştı, eşine hiç bir sorumluluk yükleyemiyordu. Alışmaya çalışıyordu bu duruma. Hem annesi hem de babası olmuştu bebeğinin adeta... Aralarındaki sevgi tamamen bitmiş, sadece mecburiyetten ibaret olmuştu bu birliktelik... Artık ikisi de, sorunlarını çözmek için bir çaba sarf etmiyorlardı. Problem her ne kadar çocuğun hayatlarına katılması gibi gözükse de, asıl problem erkeğin “baba” olma sorumluluğundan kaçmasıydı... Gece uyurken birden çocuğun ağlaması bile baba için bir çile idi. Aralarındaki sorun gitgide daha da kötü oluyordu. Anne kendine sığınacak bir liman arıyordu ve çaresizce evladını seçmişti, loğusa sonrası psikolojik yetersizlik ve eşinin tutumu nedeniyle ondan uzaklaşarak çocuğuna daha da bağımlı hale gelmişti. Onunla yatıyor, onunla birlikte yemek yiyor, onunla geziyor, sadece onunla yaşıyordu sanki. Annenin bu bağımlı halleri eşini rahatsız etmeye başlamıştı. “Artık benimle ilgilenmiyor, sürekli çocuğuyla vakit geçiriyor” diye söylenip duruyordu. Zaman geçtikçe çocukta artık anneye bağlanıp, baba ile vakit geçirmediği için babadan uzaklaşmıştı ve babayı her gördüğünde ağlıyordu. Ne acı bir durumdu. Anne bunalıma girdi, çünkü artık ne oturup birbirlerini dinlemeye, ne anlamaya zamanları vardı. Ne de birbirlerine karşı sabırları kalmıştı... Bebekli yaşam, yeni bir dünya… Çiftlerin hayatlarına bir bebeğin girmesi tüm ilişkiyi değiştiren çok önemli bir yeniliktir. Bebeğin gelmesi ile birlikte çift, hayatının neredeyse her alanında değişim yaşar. Evdeki her türlü düzen uyku, yemek, hobiler beklentiler, sosyal roller, cinsel yaşam etkilenir. Çocuk dünyaya geldikten sonra bazı anneler kendilerini bebeklerine fazlasıyla adarlar. Evde bütün ilgiyi üzerinde hissetmeye alışan erkek, bu durumda ikinci planda kaldığı, daha az sevildiği düşüncesiyle gizli bir bunalım yaşayabilir. Erkeğin bu dönemde sessiz kalmayı tercih etmesi ya da olması gerekenin aksine davranması, kapalı bir kutu haline gelmesi, sorunları arttırıcı rol oynar. Eşiyle güzel bir diyalog kurup sorununu paylaşamadığı için erkek hiç istenmeyen davranışlar gösterir. Çift, evliliklerinde kırıcı tartışmaları, suçlamaları daha sık yaşayabilir. Karı-koca arasında doğum sonrası gündeme gelen fiziksel uzaklaşma, evlilikte manevi yakınlaşmayı artırma çabasıyla ve iyi bir iletişimle telafi edilebilir. Anneler; ev işleri, çocuk bakımı ve eş olma bilinci konusunda dengeli davrandığında çocuk evlilikte hem tatlı bir paylaşım hem de eşleri birbirine bağlayan birleştirici güç olabilir. Doğum sonrası sadece kadın değil, erkek de değişime uğrar Doğum sonrasında sadece kadında yaşandığı düşünülen değişimlerin erkek üzerinde de etkisi vardır. Erkek de eşiyle birlikte; Uykusuzluk ve yorgunluk yaşar. Bebek ile birlikte sorumlulukları artar. Yaşama ait öncelikleri yeniden şekillenir. Ebeveyn kimliği öne çıkar. Müdahaleci akrabalara maruz kalabilir. Kaygılı, yorgun bir anne ile karşı karşıya gelebilir. Bu durum her anneye göre farklılık gösterir. Eşinin cinsel ilgisinin azalması ile birlikte cinsel yaşamı daha az aktif hale gelebilir. Eşinizle problemleriniz varsa, bu çözüm yollarını deneyin Bazı anneler çocuğun bakımına erkekleri karıştırmak istemez. Kadın böyle yaparak hem kendi yükünü arttırmış olur hem de bir zaman sonra eşi tarafından yalnız bırakıldığı duygusuna kapılır. Bu sebeple kadınlar çocuk bakımı konusunda eşinden destek almayı ihmal etmemelidir. Eşini çocuk bakımına ortak ederek yükünü hafifletmeli ve evliliğinde meydana gelebilecek olumsuzlukları bertaraf etmelidir. Mesela, anne çocuğun altını değiştirirken baba mamayı hazırlamaya yardımcı olabilir veya çocuğun elbiselerini eşler beraber giydirebilirler. BABA YARDIM ETMEK İSTEMİYORSA; çocuğun bakımını tamamen kadınların görevi olarak kabul eden erkeklere baskı yapılmamalı, anneye yardımda bulunduğu anlarda olumlu sözlerle takdir edilmelidir. Böylelikle bir dahaki sefere yeniden anneye yardımda bulunma konusunda daha hevesli davranabilirler. Evlilikte yaşanılan güzellikler daha çok paylaşılmalıdır. Kadın, çocuğu ile ilgilenirken yaşadığı güzel duyguları akşam eşi ile paylaşabilir. Anneler çocuklarıyla yaşadıkları güzel anlara eşlerini ortak etmeye özen göstermelidir. İlerleyen yıllarda erkeğin ilgili bir baba olmasında bebeklikte yaptıklarının etkisi önemli bir role sahiptir. Çocuğuyla hoş bebeklik anısına sahip bir baba, evladı kaç yaşına gelirse gelsin onunla daha çok ilgilenme eğilimi hisseder. Öte yandan çocuklar öz bakımları konusunda kendileri ile ilgilenmiş yetişkinlere daha kuvvetli duygularla bağlanırlar. Anne ya da baba çocuğun bakımından uzaklaştıkça çocukta duygusal anlamda uzaklaşacaktır. Eşler yemeklerini beraber yemeye dikkat etmelidir. Eşler özellikle anneler ev işleri ve çocuk bakımı dışında eşi ile baş başa geçireceği ortamlar oluşturmayı hedefleyebilir. Baba çocuğu ile ilgilenirken eleştirilmemelidir. Çocuğu ile ilgilenirken yaptığı hatalar hoş görülmelidir. Anne eşini yaptığı hatalardan dolayı suçlamamalı onu çocuk bakımı konusunda desteklemelidir. İyi bir ebeveyn olmak için eşlerin, çocuk bakımı ve eğitimi konusunda birlikte eğitici kitaplar okumaları, seminerlere katılmaları gerektiğinde de uzman desteği almaları, bilinçli aile olmaları konusunda fayda sağlar. Çocuk doğmadan önce eşle birlikte yapılan aktivitelere yeniden başlama niyetinde olunmalıdır. Mükemmeliyetçiliğe gerek yok, yapabildiğiniz kadarıyla… Evlilikte fiziksel temas her dönemde dengeli tutulmaya çalışılmalı, sağlık problemi oluşmuşsa derhal tedavi yoluna gidilmelidir. Unutulmaması gereken önemli bir nokta da evlilikte fizikselliğin, duygusal bağları da besleyen önemli bir unsur olduğudur. Bazen yakınlardan bebeğin bakımı konusunda destek alınabilir ve eşler birlikte özel bir gün yaşayabilmek için kendilerine fırsat oluşturabilir. Çalışan bir annenin, annelik ve eş olma dengesini kurması önemlidir. Aksi takdirde kadın, evlilikte ve anneliğinde sorun yaşayabilir. Eşler evlilikte gücün “birliktelikten” kaynaklandığını unutmamalıdırlar. Her konuda eşlerin birbirlerinin desteğini alması ve paylaşım alanlarını artırması önemlidir. Çiftler birbirlerini suçlama yerine sorunun çözümüne odaklanmalıdırlar. Anneler tamamen eve kapanmamalıdır. Çevresi ile komşuları ve akrabaları ile ilişkisini devam ettirmelidirler. Evliliği ayakta tutan sevgi, saygı ve hoşgörüdür. Eşler, ebeveyn olarak çocuklarına gösterdikleri sevgi, ilgi ve hoşgörüyü hayat arkadaşlarına da göstermeyi ihmal etmemelidir. Anne-baba ve çocuktan oluşan sevgi üçgeninin her köşesi doldurulmalıdır. Zira bu sağlıklı, sıcak bir yuvanın vazgeçilmezidir. Çocuğunuzu büyütürken ailenizdeki sevgiyi de büyütmeyi ihmal etmeyin. İkili ilişkiler karı-koca ne kadar sağlam temellerle oturursa, üçlü ilişkiler de anne-baba-çocuk o kadar sağlıklı olur. Unutmayın ki; bebeğinize verebileceğiniz en büyük hediye, ikiniz arasında yakın ve mutlu bir ilişki sağlamak olacaktır. İlginizi Çekebileceğini Düşündüğümüz Diğer Haberler Doğumdan Sonra Cinsel Yaşamınız Nasıl Olmalı? Çocuğun Okul Başarısını Ailede Etkiler Ağlayan Bebeği 10 Dakikada Sakinleştirebilirsiniz ANNEBEBEK ÜYELERİ NE DİYOR?
bebekler kırkından sonra değişir mi